Archives for Hastalıklar

Cinsel güç için Keçi boynuzu kürü !

Uzmanlara göre, keçiboynuzu kürünün en önemli faydası diğer cinsel gücü arttıran ilaçların kısa süreli etkilerinin aksine uzun süreli tedavi edici etkisinin olmasıdır. Keçiboynuzu kürünü, cinsel iktidarsızlık çeken erkeklerin aşırıya kaçmadıkları sürece kullanmaları tavsiye ediliyor.Herhangi bir yan etkisi bulunmayan keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık çeken erkekler için önemli bir yardımcı haline geldi. Her şeyin doğal ve organik olanını tüketmemiz gereken şu dönemlerde, cinsel gücü arttıran ilaçların yerine keçiboynuzu kürünü kullanırsanız vücudunuzun sağlığı açısından size olumsuz bir etkisi olmayacaktır.Şeker hastalığı gibi sağlık sorunlarınız varsa ilk olarak hekime başvurmanız gerekir. Çünkü keçi boynuzunda şeker miktarı çok fazladır.Bu bitkisel kürü uygularken sabırlı olmanızda fayda var. Çünkü keçiboynuzunda iktidarsızlığa yarayan etken maddelerin belli bir zaman vücudunuzda depolanması gerekir. Bu etken maddeler belli bir seviyeye ulaştıktan sonra hücre içindeki mekanizmaları uyararak etkisini göstermeye başlar.

Keçiboynuzu kürü tarifi ;

…read more

Kuş gribi tekrar hortladı !

9898İran’da 4 çiftlikte kuş gribine rastlanması nedeniyle 513 binin üzerinde tavuğun itlaf edilmesi Türkiye’de de paniğe neden oldu.Uzmanlar 2003 ila 2007 yılları arasında 167 kişinin ölümüne yol açan kuş gribinin, Türkiye’nin göçmen kuşların güzergahında olmadığı için herhangi bir risk olmadığını söyleyerek vatandaşı rahatlattı.Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “Avrupa’da ve özellikle Almanya’da kuş gribi salgınları var. İran’da salgın görülmesi Türkiye’de de olacağını göstermez. Çünkü bu durum göçmen kuşların güzergahına göre oluyor. Ülkemizde kafes hayvanları kapalı ortamlarda yetiştirildiği için, göçmen kuşlarla karşılaşma durumları ortadan kaldırıldı. Ayrıca ülkemiz göçmen kuşların güzergahında olmadığı için risk yok.”

Henüz ülkemizde görülmüş bir vaka olmadığını belirten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Uzak Doğu, Rusya ve Asya’da vakalar tek de olsa hayvanlarda görülüyor. Avrupa’da da insan vakası yok, Asya’da insan vakası çok az görülebiliyor. Komşu ülkelerde kuş gribi görülse de bizde görülme olasılığı yok, çünkü bu virüs kuştan insana bulaşıyor. Kuş gribi insandan insana bulaşmıyor” dedi.Ülkemizde şüpheli hayvan ölümlerinin 2006’dan bu yana eylem planı kapsamında incelendiğini kaydeden Ceyhan, “2006’dan sonra insan vakası ülkemizde olmadı. Domuz gribine karşı grip aşısında koruyucu var, kuş gribi için henüz yok. Bu durumda tedavi için mevsimsel önlemler dışında bir şey yapılmıyor” diye konuştu.

İnsandan insana bulaşabilir
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, şu bilgileri verdi: “Normal mevsimsel gribe göre zor bulaşan ve salgın yapan bir grip türü. Normal mevsimsel grip bir ülkede görülünce, hızlı bulaşma potansiyeline sahiptir. Kuş gribinin ise yayılma potansiyeli zordur ve daha ziyade yabani ve göçmen kuşlarla yoğun ve çok yakın temasla ancak bulaşabilir. Gribin çok büyük salgın olması için insandan insana bulaşır hale gelmesi lazım. Grip virüsünün temel özelliği sık sık yapısını değiştirmesi, yaklaşık 10-15 yılda bir de dünya çapında çabuk salgın yapacak hale dönüşmesi ile oluşuyor. Daha önceki kuş gribinde de insandan insana bulaşıcı durum tespit edilmedi. Ama bu insandan insana bulaşmayacağı anlamına gelmez. Zaman içinde insandan insana bulaşabilecek dönüşümü virüs gösterebilir.”

İlk kuş gribi 2005’te görüldü
İnsanlara bulaştığı yönünde henüz herhangi bir bulguya rastlanmayan Kuş gribi diye bilinen H5N8 virüsü, 2014 yılında Avrupa’ya yayılmadan önce Asya’da milyonlarca kanatlı çiftlik hayvanının itlaf edilmesine neden olmuştu.

Ülkemizde Kuş Gribi ilk defa 5 Ekim 2005 yılında, Balıkesir’de tespit edilmişti. 2006 yılında toplam 54 il hastalıktan etkilenmişti. 2007 yılında toplam 2 ilde Kuş gribi vakası görülürken, 2008 yılında 5 ildeki 7 vaka belirtildi.

İhmale gelmeyen hastalık; Orta kulak iltihabı !

656565Özellikle çocukluk çağında görülen ve ailelerin kabusu haline gelen orta kulak iltihabı, zamanında tedavi edilmediği taktirde önce işitme kaybına, ardından da zamanla öğrenme ve gelişim sorunlarına yol açabiliyor. Toplumda çok bilinen bir sağlık sorunu olan orta kulak iltihabına ise adı pek bilinmeyen tuba östaki adındaki tüpler neden oluyor.Tuba Östaki adlı bu tüpler iltihaplandığında tıptaki adı ‘seröz otit’ olan kronik orta kulak iltihabına yol açarak tedavi edilmediği taktirde işitme kaybına yol açıyor. Peki toplumda sıkça görülen orta kulak iltihabı nasıl oluşuyor ? Sık görülen orta kulak iltihabının baş sorumlusunun tuba östaki adlı ‘kulağın genize açılan tüpleri’ olduğu, “Kendisi küçük ama işlevi büyük olan tuba östakinin orta kulakta ve işitmede oldukça önemli rolü vardır. Tuba Östaki adlı bu tüpler iltihaplandığında tıptaki adı ‘seröz otit’ olan kronik orta kulak iltihabına yol açar. Bu da hastaların kabus dolu günler yaşamasına neden olur.Tuba Östaki adlı bu organın orta kulağın hava deliği olma görevini yerine getirdiğini , orta kulak anatomik bir yapı ile Tuba Östaki dediğimiz bir tüp vasıtası ile genize açılır.Yani orta kulağın bir hava deliği vardır. Bu hava deliği sayesinde orta kulaktaki ve dış ortamdaki hava basıncı dengelenir. İşitmede sesleri iç kulağa iletmek ve dengelemek gibi görevi olan orta kulak, bunları yaparken tuba östakiden çok yardım alır.Eğer kulağın genize açılan bu tüpleri çalışmaz ise orta kulağa hava giriş çıkışı kapanır. Ortamdaki oksijeni tüketen hücreler havasız kalınca şişerek ifrazat üretmeye başlar. Orta kulağın içindeki sıvı miktarı artınca da ses iletimi sekteye uğrar ve mikroplar ürer. Böyle olunca da çocuklarda sık görülen orta kulak iltihapları oluşur.”

…read more

Bağırsak kanserinden nasıl korunuruz !

54745757Bağırsaklarınızın da kendin ait bir düzeni olması çok önemli, çünkü dikkat edilmezse bağırsak kanserine kadar gidebilir. İşte bağırsak kanserinden kaçınmak için hayatınızda yapabileceğiniz küçük değişiklikler.

Her gün tuvalete çıkmanız bağırsaklarınızın çalışması açısından çok önemli. Bağırsakların en çok çalıştığı zaman ise yemek yedikten yarım saat sonradır. Tuvaletinizi yaparken acele etmeyin, eğer kabızlığa yatkınsanız 10 dakika ayırın. Ayrıca rahat hissettiğiniz bir tuvalet bulmanız da çok önemli.

Doktorunuza veya eczacınıza, kullandığınız ilaçların kabızlığa neden olup olmadıklarını sorun ve mümkünse kullanmayı bırakın.

İlk olarak rahat olduğunuzdan emin olun. İnsanlar için en doğalı çömelerek tuvalet ihtiyacını gidermektir. 20-30 cm yüksekliğinde bir tabureye ayaklarınızı koyarak bağırsak hareketlerinize yardımcı olabilir ve tuvaletinizi yapmayı kolaylaştırabilirsiniz. Ayrıca nefesinizi tutmayın. Nefesinizi tutarsanız dışkıyı rahat çıkaramazsınız.

Eğer doktorunuz başka bir şey önermediyse, gün içinde en az 1.5 litre (6-8 bardak) sıvı tüketmeye çalışın. Vücudunuza az su girmesi kabızlığa neden olabilir. Ayrıca tükettiğiniz kahve ve alkol oranını düşürmek susuzluğa neden olacağı gibi bağırsakta da yaralara yol açabilir.

Düzenli yemek yemek bağırsaklarınız için en uygun uyarıcıdır. Öğünleri, özellikle kahvaltıyı atlamak bağırsak hareketlerinde düzensizliğe yol açabilir.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, düşünülenin aksine yüksek oranda lif içeren diyetlerin her zaman yararlı olmadığıdır. Düzenli, öğün atlamadan yemek yemek ve yeterli miktarda sıvı tüketmek daha önemlidir. Yüksek oranda lif tüketmek mide bulantısına ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir.

Eğer yediklerinizde az lif olduğunu düşünüyorsanız tahıl, gevrek gibi yiyecekler yerine taze meyve ve sebzeler tüketin çünkü bunlar midenize daha iyi gelir. Ayrıca lifin de fazla kaçırmayın çünkü bu, kontrol edilemeyen bağırsak hareketlerine neden olabilir.

Egzersiz yapmak, bağırsak hareketlerinize yardımcı olarak bağırsakları harekete geçirir ve düzenli tuvalete çıkmanızı kolaylaştırır. Eğer masa başında çalışıyor ve eve gelip giderken araba kullanıyorsanız, öğlen arası çıkacağınız bir yürüyüşün bile faydasını görürsünüz.

Mideniz rahatsız ise bu gıdalardan uzak durun !

11111111111111111Midenizdeki ülserin iyileşmesini hızlandırmak istiyorsanız bazı besinlerden kaçınmanız gerekiyor. Peki mide ülseri olanlar hangi besinleri tüketmemeli, nelere dikkat etmeli ? Sizler için bir kaç değerleme yaptık, faydalanmanız dileğiyle.

* Alkollü içecekler

Alkollü içecekler midedeki asit seviyesini arttırdığı için ülser semptomlarını azdırıyor.Elbette mide rahatsızlığınız varsa azami derecede bu içeceklerden uzak durmalısınız.

* Kahve

Midenizdeki ülserin iyileşmesini istiyorsanız kahve ve diğer kafeinli içecekleri bırakmalısınız. Kahve ülsere neden olmaz ancak var olan ülseri tahriş edebilir.Yinede uzak durulmasında fayda görüyoruz.

* Baharatlı yiyecekler

Baharatlı yiyeceklerin ülsere neden olduğu yaygın bir inanıştır ancak doğru değildir. Ancak ülseriniz varsa baharatlı yiyecekler semptomları kötüleştirebilir. Öte yandan bazı bilim insanları bazı biberlerin midedeki asidi önlediğini düşünüyor.Yemek kültürümüzde bolca kullandığımız baharat çeşitleri mide rahatsızlığı olanlarda rahatsızlığın artmasına sebebiyet vermektedir.

* Kırmızı et

Aktif ülseriniz varsa kırmızı etten tamamen kaçınmalısınız. Kırmızı ette yüksek oranda bulunan yağ ve proteinin sindirilmesi uzun sürdüğü için daha fazla asit üretimi gerekiyor. Asit arttıkça ülser semptomları da kötüye gidiyor.

* Gazlı içecekler

Gazlı içecekler ülserin meydana geldiği mide duvarı ve ince bağırsağı tahriş ediyor. Gazlı içeceklerde bulunan sitrik asit, midedeki asit oranının gereğinden fazla artmasına neden oluyor.Normal şartlarda da tüketilmesini tavsiye etmediğimiz gazlı içeceklerden elbette ki mide rahatsızlığının olduğu bir durumda kullanılmasını hiç önermiyoruz.

* Süt ve süt ürünleri

Bir bardak soğuk sütün midenizi rahatlatacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Aslına bakarsanız sütte bulunan yağ, peptik ülser semptomlarını arttırıyor. Aynı zamanda sütte bulunan protein midede fazla asit üretimini tetikliyor.

* Tuz ve tuzlu yiyecekler

Fazla tuz tüketimi mide ülseri riskini arttırıyor. Aktif olarak ülseriniz varsa tuz, semptomların azmasına neden olacak. Bunun yanı sıra yüksek sodyum alımı, ülser ilaçlarının etkisini azaltacak.

Uyku süreniz sperm kalitenizi etkiliyor !

k679696996Yapılan araştırmaya göre 6 saatten az ve 9 saatten fazla uyuyan erkeklerin üreme şansı azalıyor.Daily Mail’de yayınlanan ve Boston Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre yetersiz uyku kadar fazla uyku da erkeklerin dölleme yetisini azaltıyor.Araştırma sonuçları bir hayli ilginç. 6 saatten az uyuyan bir erkeğin hamile bırakma şansı %43 oranında azalıyor.695 çiftin katıldığı araştırmaya göre 9 saatten fazla uyuyan erkeklerin hamile bırakma şansı da %42 oranında düşüyor.Araştırmada 21 yaşından büyük erkekler ve 21-45 yaş aralığındaki tüp bebek tedavisi gören kadınlar incelendi.Araştırmacılar 12 ay boyunca hamilelik gerçekleşene kadar erkeğin uyku süresini ölçümledi.Araştırmacılardan Dr. Lauren Wise’a göre 7-9 saat arası uyuyan erkekler en düşük risk grubunda.Daha önceden de uyku problemlerinin sperm kalitesi, sayısı ve şeklini etkilediğine dair öngörülerde bulunulmuş ancak uyku ve erkek fertilitesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyacak araştırma yapılmamıştı.

Kansızlık, hamileliği problemli hale getiriyor !

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülizar Füsun Varol, hamilelikte kansızlığın bebeğin anne karnındaki gelişimini önemli ölçüde etkilediğini ifade etti.Bu hastalığın anne adayında hamile kalmadan önce de olabileceğine işaret eden Varol, “Kadında normalde bir kansızlık varsa bu rahatsızlığı hamilelik döneminde daha da artarak ortaya çıkacaktır. Kansızlık, sistemik bir olaydır. Öncelikle bunun nedeninin bilinmesi gereklidir. Kansızlık, hamileliği problemli hale getiriyor. Anne adayının dikkat etmesi gereken durum şudur ki, hamilelikte kansızlık, bebeğin anne karnındaki gelişimini önemli ölçüde etkiler ve bu rahatsızlık sakat doğumlarda faktördür” diye konuştu.Kansızlığın anne adayında çeşitli hastalıkları tetiklediğine dikkati çeken Varol, “Annedeki kansızlık, bebeğin sakat doğumuna etki eden bir faktördür. Örnek vermek gerekirse, folik asit, bebeğin omurgasının gelişiminde mühim yer tutar ve önemli bir destekleyicidir. Kansızlık, bunu etkiler ve sakat doğuma, ayrıca hamile annede kalp rahatsızlıklarına yol açar” dedi.Kansızlığı olan kadınların hamile kalmadan önce tedaviye başlaması gerektiğini anlatan Varol, şunları kaydetti:

…read more

videoseyredin