Archives for Güncel Yaşam

Göründükleri kadar masum olmayabilirler !

Kuru meyveler

Kurutulmuş meyveler, eğer başka hiçbir eklenti içermiyorsa sağlıklıdır. Fakat maalesef marketlerde renkleri ve şekli bozulmaması için bazı eklemeler yapılabiliyor. Dolayısıyla kuru meyvelerden hoşlanıyorsanız, güvendiğiniz bir markadan almanız önemli. Dilerseniz evde kendiniz de meyveleri kurutabilirsiniz.

Glutensiz yiyecekler

Gluten aslında bir protein ve vücudumuzun bu proteine ihtiyacı var. Dolayısıyla eğer glutene alerjiniz yoksa, bu proteinleri doktorunuza danışmadan hayatınızdan çıkarmak bir hata olabilir.

Yoğurt

Özellikle meyveli yoğurtlar çok fazla şeker içerebiliyor. Üstelik çiğnemediğiniz için de vücudunuz çok fazla yemek yediğinizi düşünmüyor ve hiç farkında olmdan daha fazla şeker alıyorsunuz.

Mısır patlakları

Mısır patlağının birçok çeşidi var. Fakat bunlardan bazıları zararlı yağlar içerebiliyor.

Yulaf

Herkes yulafın sağlıklı bir besin olduğunu bilir fakat eğer yulafı birkaç dakika pişirmek zorundaysanız aslında bu onun sağlıksız olduğu anlamına gelebilir. Yulaflar ne kadar küçükse o kadar fazla kalori içeriyor demektir.

Kan şekerini düşürmek için bir kaç yöntem !

Düzenli spor yapın

Spor yapmanız hücrelerinizdeki glükoz artışına neden olan insüline karşı hassaslığı arttırır. Aynı zamanda kan dolaşımınızda daha az glükoz bulunmasını sağlar.

Spor yapmanızın dışında yürüyüş yapmak, bisiklete binmek veya yüzmek gibi düzenli aktiviteleriniz olsun. Bu aktiviteler hem kan şekerinizi düşürmeye yardımcı olacak hem de kilonuzu dengeleyecektir. Bu yüzden alışkanlık haline getirip günde en az 30 dakika zaman ayırın.

Diyet programı uygulayın

Aşırı kilo problemi, yüksek kan şekeri ve insülinin yetersizliği gibi 2. tip diyabete sebep olabilir.

Bunu önlemek ve sağlıklı kiloya sahip olmak için bir diyet programı hazırlayın. Diyetinizde buğday, taze meyve ve sebze, fasulye, balık, yağsız et ve tavuk, az yağlı süt ürünleri, doymamış yağ gibi yiyecekler olmasına dikkat edin. Doktorunuzla veya bir diyetisyenle kişiye özel diyet programı hazırlayabilirsiniz.

Zengin lif içeren yiyecekler tüketin

Lif, karbonhidrat türü olsa da şeker ve nişaştalı yiyecekler gibi sindirilmez. Bu yüzden lif kandaki glükoz seviyesini arttırmaz, aksine düşürmeye yardımcı olur.

Uzmanlar tarafından günde en az 25 gr tüketilmesi önerilen lif, sebze, meyve, fasulye ve yulaf ezmesi gibi yiyeceklerde bulunur.

Diyetinize tarçını ekleyin

Kan şekerinizi düşürmek için diyetinize biraz tarçın ekleyin.

Bir araştırmaya göre tarçın ince bağırsakta karbonhidrat emilmesini yavaşlatarak insülin hassasiyetini arttırıyor.

Herhangi bir sağlık probleminiz varsa, öncelikle doktorunuzla görüşün.

Güzel kokmanızı sağlayacak bir kaç öneri !

Hormonal değişiklik, aşırı terleme veya sağlıksız beslenme gibi birçok sebepten kaynaklanan vücut kokusundan kurtulmak için doğal ve pratik çözümleri ana başlıklar altında şöylece sıralayabiliriz ;

Limon

Limonun canlı ve uyandırı kokusu, vücudunuzun harika kokmasında önemli rol oynar.

Doğal bir bakteri ve mikrop öldürücü olan limon, vücuttaki kötü koku ile ağız kokusunu da kontrol eder. Aynı zamanda limon vücuttaki zararlı toksinleri de yok eder.

Limonun etkisini arttırmak ve kokunu değiştirmek istiyorsan güne bir bardak ılık limon suyuyla başla.. Bu vücudunun yenilenmesini ve temizlenmesine yardımcı olacaktır.

Koltuk altı veya ayak kokusundan kurtulmak için de etkilenen bölgeye yarım limonu sürün ve tamamen kurumasını bekleyin. Daha sonra duş alın. Bu uygulamayı günlük olarak koku gidene kadar tekrarlayın.

Domates

Domates, gözeneklerin sıkılaşmasına yardımcı olur ve ter salgılayan kanalları engeller. Böylece aşırı terleme kontrol edilebilir.

Domates suyu içmek vücudun ısısını düşüreceği için terlemeyi de önler.

Her gün yarım bardak domates suyu için veya salatanıza taze domates ekleyin.

Duş almadan önce çok terleyen bölgeye domates suyu uygulayın ve 10-15 dakika beklettikten sonra durulayın. İhtiyaç oldukça bunu tekrarlayın.

Yeşil çay

Antioksidan bakımından oldukça zengin olan yeşil çay; ağız, vücut kokusu ve kötü kokan ayakları engeller.

Zararlı toksinleri temizler, vücudun iyi kokmasını sağlar. Aynı zamanda nefesinizi temizler, herhangi bir kötü kokuyu önler.

Her gün 3-4 bardak yeşil çay için, içine dilerseniz biraz bal ilave edin.

Hindistan cevizi yağı

Hindistan cevizi yağı vücudunuz için harika ve doğal bir deodoranttır.

Hem vücut kokusu ve kötü kokuyu önleyen hindistan cevizi yağı, aynı zamanda sindirimsel olarak sağlığı destekler.

1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağını ağzına koyun ve 15-20 dakika kadar ağızda tutun. Yutmadan ağızdan çıkartın ve her zamanki gibi dişlerinizi fırçalayın.

Sabahları günlük olarak, aç karnına bunu yapabilirsiniz.

Biberiye

Aromalı bir bitki olan biberiye kötü vücut kokusunu yok etmeye yardımcı olur.

Her gün 2 fincan bardak biberiye çayı için.
Diğer yandan biberiye yağını çok terleyen bölgenize uygulayabilirsiniz. Biraz suya 8-10 damla koymanız yeterlidir.

Ada çayı

Ada çayı vücudunuzun tatlı ve güzel kokmasını sağlayacak diğer bitkilerdendir. Vücudu bakterilerden koruyan ada çayının aromatik kokusu sayesinde cildinizde kötü koku kalmayacak.

Günde 1-2 bardak adaçayı için, dilerseniz içine limon suyu ekleyerek vücuda daha çabuk etki sağlamasını sağlarsınız.

Adaçayı hamile veya emziren anneler için önerilmez. Çok fazla adaçayı tüketmek de baş dönmelerine sebep olduğundan 2 bardaktan fazla içmeyin.

Tarçın

Tarçın harika nefes tazeleyici olarak bilinir. Vücuda tokluk hissi veren tarçın, taze aroma bırakır.

Günde en az bir kez tarçın için. Kötü nefesten kurtulmak için de tarçın çayını ağzınızda gargara gibi kullanabilirsiniz.

Tarçın çayını yarım tarçını 10 dakika kaynatarak yapabilirsiniz.

Topuk çatlaklarına neler yapılabilir !

Ayaklarımız, günlük yaşantımızın en cefakâr organlarından bir tanesidir. İlerleyen dönemlerde bunun ciddi bir sağlık problemine dönüşmesini istemiyorsanız sizin için derlediğimiz önerilere göz atabilirsiniz.Düzenli şekilde ayak bakımı yapmalı, topuklarda biriken ölü deriyi henüz sertleşmeden temizlemek gerekmektedir.Muz, sertleşen topuk derisini yumuşatmada oldukça etkili bir yöntemdir. 1 adet muzu ezip topuklarınıza sürün ve 15 dakika bekletin. Temizledikten sonra nemlendiğini ve yumuşadığını sizde fark edeceksiniz.Zeytinyağının cilt üzerinde birçok faydası olduğunu biliyoruz. Yatmadan önce topuğunuza süreceğiniz bir miktar zeytinyağını koruyucu çorapla ayağınızda bekletirseniz sabah yumuşacık topuklara kavuşabilirsiniz.Ayaklarınızı her akşam sıcak sabunlu suda 15 veya 20 dakika bekletin. Bu işlem hem topuklarınızı nemlendirecek hem de ayağınızda oluşan çatlakların enfeksiyona dönüşmesine engel olacaktır.Günlük kullanımda ortopedik ayakkabıları tercih edin ve ayak bakımınızı yaz kış ihmal etmeyin.

Cinsel güç için Keçi boynuzu kürü !

Uzmanlara göre, keçiboynuzu kürünün en önemli faydası diğer cinsel gücü arttıran ilaçların kısa süreli etkilerinin aksine uzun süreli tedavi edici etkisinin olmasıdır. Keçiboynuzu kürünü, cinsel iktidarsızlık çeken erkeklerin aşırıya kaçmadıkları sürece kullanmaları tavsiye ediliyor.Herhangi bir yan etkisi bulunmayan keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık çeken erkekler için önemli bir yardımcı haline geldi. Her şeyin doğal ve organik olanını tüketmemiz gereken şu dönemlerde, cinsel gücü arttıran ilaçların yerine keçiboynuzu kürünü kullanırsanız vücudunuzun sağlığı açısından size olumsuz bir etkisi olmayacaktır.Şeker hastalığı gibi sağlık sorunlarınız varsa ilk olarak hekime başvurmanız gerekir. Çünkü keçi boynuzunda şeker miktarı çok fazladır.Bu bitkisel kürü uygularken sabırlı olmanızda fayda var. Çünkü keçiboynuzunda iktidarsızlığa yarayan etken maddelerin belli bir zaman vücudunuzda depolanması gerekir. Bu etken maddeler belli bir seviyeye ulaştıktan sonra hücre içindeki mekanizmaları uyararak etkisini göstermeye başlar.

Keçiboynuzu kürü tarifi ;

…read more

Yufka artık adımıza tescilli !

0909

Birleşmiş Milletler Bilim eğitim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu toplam 5 ülkenin desteğiyle yufka ile lavaş da dahil edildi.Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da toplanan UNESCO Kültür Mirasının yaptığı toplantıda, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve İran’ın desteği ile bu ülkelerde yapılan ince ekmek yapımı yufka ve lavaş Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne eklendi.Toplantıda, Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Özbekistan ve Pakistan’ın desteğiyle 2009’da kabul edilen Nevruz Bayramı etkinliğine katılan ülke sayısı 12’ye çıktı. Pakistan, Kazakistan, Irak, Tacikistan ve Türkmenistan da her yıl 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı etkinliğini, koruma altına alan ülkeler listesine alındı.UNESCO’dan yapılan yazılı açıklamada, bugünkü toplantıda, Belçika’nın “geleneksel birası”, Küba’nın “Rumba dansı ve müziği”, Çin’in “24 saatlik güneş takvimi” ile Bangladeş’te “14 Nisan’da kutlanan geleneksel festival” de yine Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne dahil edildi.

Listeye şu ana kadar Türkiye’den alınanlar arasında, Meddahlık Geleneği, Mevlevi Sema Törenleri, Aşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Geleneksel Sohbet Toplantıları, Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Geleneksel Tören Keşkeği, Mesir Macunu Festivali, Türk Kahvesi ve Geleneği ile Ebru (Türk Kağıt Süsleme Sanatı) yer alıyor.

Kuş gribi tekrar hortladı !

9898İran’da 4 çiftlikte kuş gribine rastlanması nedeniyle 513 binin üzerinde tavuğun itlaf edilmesi Türkiye’de de paniğe neden oldu.Uzmanlar 2003 ila 2007 yılları arasında 167 kişinin ölümüne yol açan kuş gribinin, Türkiye’nin göçmen kuşların güzergahında olmadığı için herhangi bir risk olmadığını söyleyerek vatandaşı rahatlattı.Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Dr. Hürrem Bodur, konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “Avrupa’da ve özellikle Almanya’da kuş gribi salgınları var. İran’da salgın görülmesi Türkiye’de de olacağını göstermez. Çünkü bu durum göçmen kuşların güzergahına göre oluyor. Ülkemizde kafes hayvanları kapalı ortamlarda yetiştirildiği için, göçmen kuşlarla karşılaşma durumları ortadan kaldırıldı. Ayrıca ülkemiz göçmen kuşların güzergahında olmadığı için risk yok.”

Henüz ülkemizde görülmüş bir vaka olmadığını belirten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Uzak Doğu, Rusya ve Asya’da vakalar tek de olsa hayvanlarda görülüyor. Avrupa’da da insan vakası yok, Asya’da insan vakası çok az görülebiliyor. Komşu ülkelerde kuş gribi görülse de bizde görülme olasılığı yok, çünkü bu virüs kuştan insana bulaşıyor. Kuş gribi insandan insana bulaşmıyor” dedi.Ülkemizde şüpheli hayvan ölümlerinin 2006’dan bu yana eylem planı kapsamında incelendiğini kaydeden Ceyhan, “2006’dan sonra insan vakası ülkemizde olmadı. Domuz gribine karşı grip aşısında koruyucu var, kuş gribi için henüz yok. Bu durumda tedavi için mevsimsel önlemler dışında bir şey yapılmıyor” diye konuştu.

İnsandan insana bulaşabilir
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, şu bilgileri verdi: “Normal mevsimsel gribe göre zor bulaşan ve salgın yapan bir grip türü. Normal mevsimsel grip bir ülkede görülünce, hızlı bulaşma potansiyeline sahiptir. Kuş gribinin ise yayılma potansiyeli zordur ve daha ziyade yabani ve göçmen kuşlarla yoğun ve çok yakın temasla ancak bulaşabilir. Gribin çok büyük salgın olması için insandan insana bulaşır hale gelmesi lazım. Grip virüsünün temel özelliği sık sık yapısını değiştirmesi, yaklaşık 10-15 yılda bir de dünya çapında çabuk salgın yapacak hale dönüşmesi ile oluşuyor. Daha önceki kuş gribinde de insandan insana bulaşıcı durum tespit edilmedi. Ama bu insandan insana bulaşmayacağı anlamına gelmez. Zaman içinde insandan insana bulaşabilecek dönüşümü virüs gösterebilir.”

İlk kuş gribi 2005’te görüldü
İnsanlara bulaştığı yönünde henüz herhangi bir bulguya rastlanmayan Kuş gribi diye bilinen H5N8 virüsü, 2014 yılında Avrupa’ya yayılmadan önce Asya’da milyonlarca kanatlı çiftlik hayvanının itlaf edilmesine neden olmuştu.

Ülkemizde Kuş Gribi ilk defa 5 Ekim 2005 yılında, Balıkesir’de tespit edilmişti. 2006 yılında toplam 54 il hastalıktan etkilenmişti. 2007 yılında toplam 2 ilde Kuş gribi vakası görülürken, 2008 yılında 5 ildeki 7 vaka belirtildi.